Şu Çavdır'ın Hanları Türkü Hikayesi


Tefenni’nin kalbur üstü ailelerinden birinin oğlu olan Ali bey, asabi mizaçlı olup, kumara düşkünlüğü ile tanınırdı. Bu nedenle zaman zaman ailesi ile arası açıldığı da oluyordu. Bazı akrabalarına kin güttüğü söyleniyordu. Bunlardan biri de Tevfik bey idi. Bir gün, Ali beyin hayvanları Tevfik beyin ekinini zarara sokmuş. Tevfik bey de haklı olarak, geleneğe ve töreye göre, zarar ziyan kesilinceye kadar hayvanları kapatıyor. Ali bey de kapatılan yerden hayvanlarını çıkarmak istiyor ve gece gelip kapıya dayanıyor. Tevfik bey pijamalı olarak aşağıya iniyor ve engel olmak istiyor. Bir müddet ağız münakaşasından sonra Ali bey bıçağı savuruyor. Tevfik bey bıçağı eliyle karşılayıp tutuyor, fakat Ali bey çekince, Tevfik beyin eli sakatlanıyor. Ali bey daha sonra 10 bıçak daha vuruyor. Olaya şahit olan, Çaylı’lı Hüseyin’in (daha sonra Çaylı’lı Hüseyin efe olacaktır ve kaynak kişilerimizden birisidir) teyzesi Haçca, Ali beyin kafasına odun vurarak etkisiz hale getirir. Tevfik bey yaylı araba ile 10 saatte Burdur Hastanesine getirilir ve devrin ünlü doktoru Burdur’lu Zekâi bey tarafından tedavi edilir. Ali bey ise bu suçundan 3 sene hapis yatar. Daha sonraları kumara para yetiremeyen Ali bey, üvey annesinin altınlarına ve parasına göz diker, bu nedenle yaptıkları kavgaların birinde babasına silah çektiği söylenmektedir. Böylece aileden de tamamen kopan Ali bey, bir müddet daha kirli işlerle uğraşmıştır.

Ali bey, Cumhuriyetin ilk yıllarında, Denizli karakolunda jandarmadır. Yöreyi iyi bildiği için, Çavdır karakoluna evrak götürmek görevi kendisine verilir. Ali bey, mavzeri omzunda Denizli’den ayrıldıktan sonra Kızılhisar yakınlarında, o tarihlerde hükümet kuvvetlerince aranan devrin azılı eşkiyalarından Dinar’lı Koca Mustafa’nın adamları tarafından önü kesilir. Ali beyin, kendisini arayan jandarmalardan olmadığına ve görevle Çavdar’a gittiğine inanan Koca Mustafa, kendilerini gammazlamaması için Ali beyden söz alır ve bırakır. Fakat bu olayı uzaktan gören bir köylü hemen durumu ilgililere bildirir. O günlerde oralardan geçen Jandarmanın Ali bey olduğu tesbit edilir. Bir müddet sonra Denizli’ye dönen Ali bey, Karakolda sıkıştırılır ve nezarete atılarak dövülür. Yediği ağır dayağa rağmen Koca Mustafa’nın yerini söylemez. Bu sorgulama, sık sık ve dayak atılarak tekrarlanır. Ali bey bir fırsatını bulur ve mavzerini alarak kaçar. Kaçış o kaçıştır. Baskınlar, soygunlar ve kadın kaçırmalarla çevreye kısa zamanda ününü duyuran Ali bey, tek başına etrafa korkulu anlar yaşatmaktadır. Burdur Jandarma Kumandanlığına bağlı olarak Tefenni’de görev yapan yüzbaşı Ferudun bey devamlı olarak çevredeki eşkiyaların takipçisidir. Ali bey de bunlardan biridir.

Tefenni’nin 5km. doğusundaki Hüyük çiftliğinde (şimdi köy) yaşayan köylülerden Mustafa Ağaların Rıza (Hüyük’lü Rıza), Tokat dolaylarında askerliğini yapmaktadır. Çevrede güzelliğiyle namlı bir de karısı vardır. Bir gün kadına tecavüz edilir. Olay yayılır. Yakınları durumu Rıza’ya bildirirler. Rıza, o kişiyi öldürmek için mavzeriyle askerden kaçarak gizlice Tefenni’ye gelir ve daha önceden çok yakinen tanıdığı Ali beyi bulur ve maksadını açıklar. Ali bey Rıza’yı yanına alarak daha da kuvvetlenir. Hüyük’lü Rıza, Ali beyin sağ kolu olmuştur. Bütün vukuatında ona ortaktır. Yüzbaşı Ferudun bey onları yakalamak için çeşitli planlar yaparak fırsat kollamakta, Ali bey de bunu hissettiği için tedbirli davranmaktadır. Hatta işi daha da azıtarak Ferudun bey’e haber gönderip kendisiyle uğraşmamasını, aksi halde öldüreceğini söyleyerek tehdit eder. Bu arada Rıza, amca çocukları Rıza ve Mustafa’nın ağır tahrikleri ile, daha önceden arazi çekişmesi yüzünden araları açık olan, Yörük İbramların Mehmet ile Hüseyini, sonra da Topal Hasanın Osmanı vuruyor. Mehmet ve Hüseyin ölüyor, Osmanı öldü diye bırakıyor, fakat Osman daha sonra iyi oluyor.

Ali bey daha önceki bir kumar baskınında komser Mehmet’e karşı koyarak silah sıkıyor, kurşun sekerek komser Mehmet’in gözünü kör ediyor. Ali bey bu suçtan gıyaben 8 sene hapis cezası yiyor, fakat kaçak olduğu için ceza uygulanamıyor. Bu arada, devamlı yanında taşıdığı “Osmanlı anahtarı mavzer”i Ali bey’e Çaylı’lı Hüseyin hediye ediyor. Ali bey işi, artık tamamiyle eşkiyalığa dökmüştür. İşte bu eşkıya geleneğine uyarak, yanına namlı güzellerden birini almak ister. Çevrede en güzel kadının nerede olduğunu bilen kişinin, Bunak’lı (Başpınar) Nuri olduğunu Rıza’dan öğrenir. Bir gece Nuri’ye baskın yaparak onunla beraber Karaköy’e gelirler. Nuri kadının evini gösterir. Kapıyı tekmeleyerek içeri dalarlar. Ne olduğunu anlayamayan karı koca yataklarında iken, Ali bey kadına artık kendisinin olacağını söyler ve atının terkisine atarak uzaklaşırlar. Karaköy’lü Zeynep Ali beyin kadınıdır artık.

Ali bey, bazı geceler Rıza ile Çavdır’a iner ve hancı Sarı Amad’ın (Sarı Ahmet) hanında kalır. Hancı Sarı Amad, ıslahı nefsetmiş bir sabıkalı olduğu için Ali bey kendisine güvenir. Hâlbuki hanın ilerisinde ve karşı tarafta jandarma karakolu bulunmaktaydı. Sezdirmeden orada kalabilmek ancak hancıyla olan karşılıklı güvenceden ileri gelmekteydi. Aslında Sarı Amad Ali beyden çok korktuğu için sır vermiyordu.Bütün çevre illere kadar ünü yayılan Ali beyin türküsü yakılmıştı bile. Türkü dilden dile, kulaktan kulağa yayıldıkça halk arasında Ali beyin saygı ve sevgisi daha da artmıştı.

Ferudun bey, Ali beyin tehditlerine aldırmadan, müfrezesiyle takibini yapıyordu. Yine böyle bir takipte Ali bey ile Rıza’yı Teke ovasında sıkıştırıyorlar. Fakat bu takipten de kendisini sıyıran Ali bey ile Rıza “Samas beline” geliyorlar. O arada Yeşilova’lı Mustafa çavuş (pehlivan), Karamanlı’dan Antalya’ya giden yolculardan “Samas belinde” efelerin olduğunu öğreniyor ve takip ederek Aren köyüne geliyor ve gece orada kalıyor. Bu arada Ali bey ile Rıza Kemer’e geliyorlar ve bir arkadaşlarının evinde yatıyorlar.Mustafa çavuş, Kılavuzlar köyünde Ferudun bey ile jandarmaların olduğunu öğreniyor ve Kemer ovasında, Kemer’li Kara Mehmet Ceylan (kaynak kişilerden biri) ile karşılaşıyor ve ona Ferdun beye haber vermeye gittiğini söylüyor. Ferudun bey akşam yemeğinde Kemer’e gidip Molla İsmail Ağanın evinde misafir ediliyor ve Ali beyi aratıyor. Ali bey ise karşıki evde yatıyor. Sonra oradan Çakmakcı’nın Amad’ın (Ahmet) evine gidiyor ve gece kaçıyorlar, doğrudan Hatıb’ın evine gidiyorlar. Hatıp bunları evine almıyor, onlar da oradan ayrılarak “Nergisli” mevkiindeki çoban ağıllarına varıyorlar. Ağıl damında kalan bir çobanla beraber orada kalıyorlar. Çoban ateş yakmak için çırpı toplamaya çıktığında, takipçi jandarmalarla karşılaşıyor. 2 jandarma ile Hüyük’lü Osman (Hüyük’lü Rıza’nın daha önce vurup öldü diye bırakıp gittiği Osman) Ali beyin ve Rıza’nın orada olduğunu öğreniyorlar. Bu arada Ali bey dışarıdaki durumu fark ediyor. Hüyük’lü Osman ağıldaki koyunun içine giriyor. Bir kaynağa göre Osmanı Ali bey, diğer bir kaynağa göre Rıza vuruyor. Aslında Osman, Ali beyin arkadaşı ve dostudur. Ölüyorken Ali beye gitmesini söylüyor. Takibe sonradan katılanlardan Yaka köyünün bekçisi yaralanıyor. Çaylı’lı Sarıyı Rıza, Jandarmanın birisini de Ali bey öldürüyor. Diğer Jandarmada silahını bırakıp kaçıyor ve Ferudun beye haber götürüyor. Ali bey ile Rıza Eşenli çiftliğindeki ağanın atlarına binip Kılavuzlar’a geliyorlar, at değiştirip Hüyük’e geçiyorlar ve Hüyük’lü Osman’ın yakınlarına “ölünüzü getirin” diyorlar. Oradan da Çaylı’ya gidip babasına, Sarının olduğunu bildiriyorlar.


Ali bey ile Rıza bir ara Nazilli’de tiyatro seyrederlerken, Rızanın sanatçı kadına sataşmasından dolayı çıkan olaydan da kaçarak kurtuluyorlar.

Ali bey, istediği kızı vermedi diye kızın anasını vuruyor. Daha sonra Dengere’li Mehmet efenin baldızı Hörüyü, Bunak’ta (Başpınar) Molla Bekir’in Osman’ın elinden alıp odalık gibi yanında gezdiriyor. Bir defasında Karaköy’ü basıyorlar. Ali bey ile Rıza birer erkek, Hörü ise bir kadın öldürüyorlar.Sarı Amadın hanı eşkıya yatağıdır. Ferudun bey bunu bildiğinden Sarı Amadla gizlice anlaşır ve Ali beyin geldiğini haber vermesini ister.


Bir gün, Ali bey ile Rıza yine Çavdır’a gelip hana inerler. Hanın avlusunda ve handan ayrı olarak inşa edilmiş olan “sirke damı”nda içki içmeye otururlar. Sarı Amad kapıyı dışardan kilitleyerek sözde onları emniyete alır. Bir müddet sonra Ali bey ile Rıza ile iyice sarhoş olurlar. Bu arada handa yangın çıkar ve han alev alev yanmaya başlar. Çavdır karakolunda görevli bulunan, Fethiye, Denizli ve Burdur’dan gelen jandarmalar yangını söndürmeye çalışırlar. Müfrezenin başında Ferudun Bey vardır. Karakol kumandanı ise Karabayırlar’lı koca deli Ali idi. Sarı Amad, sivil Hamit çavuşun kız kardeşi Ayşe ye “sirke damında” eşkiyalar var der. Ayşe “eşkiyalar var” lafını “eşyalar var” anlar ve onları kurtarmak için haber verir. Jandarmanın birkaçı gelip kapıyı kırarlar. Ali bey ile Rızayı görünce, silahları da olmadığı için kaçarlar. Rıza önde Ali bey arkada olmak üzere çıkarlar, fakat ayakta duracak halleri yoktur. Sallanarak avlunun koca kapısına varırlar. Fethiye’li bir jandarma kapıyı tutmuş açmıyor. Ali bey arkası üstü yere düşüyor. Rıza uzun boylu, onun çağşır kolundan tutup ayağa kalkıyor, 10-15 dakika kapıyı tutan jandarma, daha sonra kapıyı bırakıp kaçıyor, fakat bu arada kapı açılıyor ve Rıza kaçan jandarmayı vuruyor. Ali bey ile Rıza meydana çıkıyorlar. Nahiye müdürü Sadık bey arkalarından tabanca atıyor, fakat onlar hiç tınmadan yürüyerek gidiyorlar. Nuri Hocaların evinin yanındaki çift yoldan Ali bey dere tarafına, Rıza da ova yoluna (bahçelere) doğru gidiyorlar. Ali Bey dereye inince Koca pınardan başını ve yüzünü yıkıyor. Önündeki çaylıkta bir çobandan kepenek alıp dere boyu gidiyor ve kendini kurtarıyor. Rıza, sağdaki yoldan yani Alimin Mustafa’nın evinin yanından baş aşağı inerken bir jandarma ile karşı karşıya geliyor, silah sıkıyor, jandarmalar Rızayı, mısır tarlasına girmeden vuruyorlar, ayağından sürüyerek getiriyorlar.Ali bey daha sonra İzmir ve Manisa dolaylarında bir yıl kadar çeşitli işlerde çalışarak kendini gizleyebiliyor. Fakat bir ara Manisa’da Ali beyi Burdur’lu aşçı Mehmet görüp tanıyor. Jandarmaya haber veriyor, müsademede Ali bey bir jandarma vuruyor. Daha sonra Manisa’lı arkadaşı Behlül ile yakalanıyorlar. Burdur’dan gelen Çavdır’lı Osman ağa ile Kılavuzlar’lı efe, İsmail Ali bey’in kimliğini tasdik ediyorlar. Ali beyi merdivene bağlayarak, trenle Burdur’a getiriyorlar. Ali bey 7 sene hapis yattıktan sonra 1939 yılında, Burdur pazarının kurulduğu salı günü idam ediliyor.Şu Çavdır’ın Hanları, türküsü 8 bölümden meydana gelmekte, mısra sayısı 4-6 olarak değişmekte olup başlangıç ve bitiş bölümleri şöyledir:


Şu Çavdır’nın hanları,
Aman parıldıyor camları,
Haydi parıldıyor camları,
Körolası Ferudun bey,
Aman nasıl kıydın canları,
Haydi nasıl kıydın canları.

N’olacak Ali beyim nolacak,
Bir seninle mapuslar mı dolacak,
Alıverin filintamı oymadan,
Öldürürler gençliğime doymadan.


Prof. Dr. İsa Kayacan